Akıncı Hukuk Bürosu, ulusal ve uluslararası hukuki işlem ve uyuşmazlıklarda hizmet sunmak amacıyla İstanbul’da faaliyet gösteren bir hukuk bürosudur.  İnşaat, enerji ve diğer milletlerarası ticareti ilgilendiren hukuki meseleler; şirket birleşme ve devralmaları, şirketler hukuku, bankacılık ve finans Akıncı Hukuk Bürosu’nun temel faaliyet alanlarındandır.

Lahey Sözleşmesi Kapsamında Çocuğun Türkiye'ye İadesi

02 Kasım, 2020

25 Ekim 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Vehçelerine Dair Lahey Sözleşmesi (“Sözleşme”), Türkiye Cumhuriyeti açısından 1 Ağustos 2000 tarihinde ve bu Sözleşmenin uygulanmasına dair usul ve esasları belirleyen 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön Ve Kapsamına Dair Kanun 4 Aralık 2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Sözleşme kapsamında, mutad meskeni Türkiye’de olan bir çocuğun, Sözleşmeye taraf bir başka devlete haksız olarak kaçırılması veya başka bir devlette alıkonulması halinde, velayet hakkı sahibi bir kişi veya kurum Türkiye Cumhuriyeti’nin merkezi makamı olan Adalet Bakanlığı’na, iade başvurusu yapması gerekmektedir. Bu başvurunun yapılabilmesi için, çocuğun hukuka aykırı olarak götürüldüğü devletin de Sözleşmeye, yer değiştirme veya alıkoymadan önce taraf olmuş olması gerekmektedir. Sözleşme yalnızca 16 yaşın altındaki çocukların iadesi için uygulanmaktadır.

Yapılan bu başvuru doğrultusunda, Adalet Bakanlığı çocuğun götürüldüğü Taraf Devletin merkezi makamı ile iletişime geçecektir. Çocuğun haksız olarak bulunduğu devlet, iç hukuku uyarınca belirlemiş olduğu merkezi makam aracılığıyla, çocuğun mutad mesken devletine iadesinin gerçekleşmesi için Sözleşme kapsamında belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmekle görevlidir. İade başvurusunun sonuçlandırılabilmesi için, çocuğun bulunduğu yer devletinin iç hukukunca belirlenmiş usul ve esaslar çerçevesinde iade davası açılması gerekmektedir. Belirtmek gerekir ki, Lahey Sözleşmesinin 29. maddesi kapsamında, velayet hakkı sahibi kişilerin çocuğun kaçırıldığı veya alıkonulduğu devletin adli veya idari makamlarına doğrudan başvuru yapma hakkı bulunmaktadır. Bu madde ile Sözleşme kapsamında bulunan herhangi bir maddenin, kişilerin bireysel olarak yapacakları bu başvuru hakkını etkilemeyeceği belirtilmiştir.

Çocuğun bulunduğu yer devleti mahkemelerince, çocuğun mutad mesken devletine iadesine karar verilebilmesi için Sözleşme uyarınca belirlenen iade koşullarının varlığı gerekmektedir.

Sözleşme uyarınca belirlenen iade koşulları çocuğun mutat meskeninin Türkiye’de olması ve yer değiştirme veya alıkoymanın haksız olmasıdır.[1]

Sözleşmenin 3. Maddesi uyarınca; çocuğun yer değiştirme veya alıkoyulmasının hukuka aykırı kabul edilmesi için;

i)               yer değiştirme veya alıkoymadan hemen önce mutad meskeninin bulunduğu devlet kanunları uyarınca tesis edilmiş velayet hakkının ihlal edilmiş olması ve

ii)             velayet hakkının fiili olarak kullanılması veya yer değiştirme/alıkoyulma olmasaydı kullanılacak olması gerekmektedir.

Sözleşmede bahsi geçen velayet hakkı çocuğun bakımı ve özellikle ikamet yerinin belirlenmesi hakkını içermektedir ve hakkın varlığı çocuğun mutad meskeninin bulunduğu yer hukuku olan Türk hukukuna göre tespit edilecektir[2].

Sözleşmesinin 12. maddesi uyarınca, kaçırma veya alıkoyma tarihinden itibaren bir yıl içerisinde Türkiye merkezi makamına başvuru yapıldığı takdirde, çocuğun alıkonulduğu/kaçırıldığı devletteki çevresine ve yaşamına alışma durumuna bakmaksızın iade kararı verilmesi gerekmektedir. Ancak iade başvurusu, kaçırma/alıkoymadan itibaren bir yıllık süre içerisinde yapılmazsa,  12. maddenin 2. Fıkrası uyarınca, iade başvurusunun reddi gerektiği savunulabilir. Söz konusu maddenin 2. Fıkrası gereği, bir yıllık süreden sonra yapılan iade başvurusunda, çocuğun yeni çevresine uyum sağladığının hâkim tarafından tespit edilmesi halinde, iade talebi reddedilebilecektir. Ancak bu madde, 1 yıl sonrasında yapılan başvuruların doğrudan reddedileceği şeklinde anlaşılmamalıdır.

1 yıllık sürenin başlangıç tarihi çocuğun haksız olarak kaçırılma/alıkonulmasından başlamaktadır. Alıkoyma/kaçırmadan itibaren 1 yıl içerisinde merkezi makama başvuru yapıldığı takdirde, bu bir yıllık süre duracaktır ve davanın alıkonulma/kaçırılmadan itibaren bir yıllık süre içerisinde açılmamış olması dikkate alınmayacaktır.

Sözleşme’nin 15. maddesi uyarınca, çocuğun Türkiye’ye iadesine karar verilmesi için velayet hakkına ilişkin olarak Türk makamlarından alınmış bir velayet kararı olması gerekmemektedir. Böyle bir kararın varlığı halinde ise, bu kararın çocuğun hukuka aykırı olarak götürüldüğü devlet makamları önünde tanıma ve tenfizinin yapılmasına gerek yoktur[3]. Velayet hakkının çocuğun mutad meskeninin bulunduğu yer olan Türk hukuku uyarınca; kanun, mahkeme kararı, idari karar veya bir anlaşmaya dayanması mümkündür. Sözleşme kapsamında velayet hakkının belirlenmesinde yer değiştirme veya alıkoyulmadan hemen önceki hukuki durum dikkate alınmalıdır. [4]

Merkezi makam olarak Adalet Bakanlığı çocuğun iadesi veya başvuruda bulunan ile çocuk arasında şahsi ilişki kurulması için her türlü adli ve idari işlemleri yapmaya yetkilidir.  Buna ek olarak, Sözleşme’nin 7/b maddesi doğrultusunda, iade davasının görüleceği mahkeme tarafından çocuğun korunması amacıyla geçici tedbirler alınabilir. [5]

İade başvurusunun reddedilebilmesi için Sözleşme’nin 12, 13 ve 20. maddelerinde yer alan koşulların varlığı gerekmektedir. Bu koşullar;

i)               Uyum: Çocuğun yeni çevresine uyum sağlaması (yalnızca yer değiştirme veya alıkoymadan itibaren 1 yıl içerisinde başvuru yapılmamış olması hali) (12. Madde),

ii)             Velayet hakkı: Velayet hakkının fiilen kullanılmamış olması, (13. Madde),

iii)           Kabul: Velayet hakkı sahibinin önceden verilmiş izni veya sonradan kabulü, (13. Madde),

iv)            Ciddi Risk: İadenin gerçekleşmesi durumunda çocuk açısından ciddi bir riskin bulunması, (13. Madde),

v)             Çocuğun İsteği: Çocuğun iadeye karar verilmemesi isteği, (13. Madde),

vi)            İnsan Hakları: İnsan hakları ve temel özgürlüklere yönelik ilkelerdir. (20. Madde),

Lahey Sözleşmesi çocuğun mutad meskenine iadesine yönelik bir Sözleşmedir, 12, 13 ve 20. Maddeler dar yorumlanması gerektiği kabul edilir. Zira yalnızca yukarıda belirtilen şartlardan birinin varlığı halinde, Sözleşme iade davasını gören hakime iade başvurusunu reddetme yetkisi vermektedir. Belirtilmelidir ki, Lahey Sözleşmesi kapsamında asıl olan çocuğun mutad meskene iadesini sağlamaktır ve iadeden kaçınma sebeplerinin Yargıtay tarafından da son derece dar yorumlanması gerektiği kabul edilmektedir. [6]

Sonuç olarak çocuğun iadesine ilişkin davanın açılmasından sonra, Sözleşme doğrultusunda başvuruda bulunan kişi veya kurumun velayet hakkına sahip olduğu ve çocuğun yer değiştirmesine rıza göstermediği, çocuğun mutad meskeninin Türkiye’de bulunduğunun tespit edilmesi gereklidir. Sonrasında hakim tarafından yapılacak incelemede, iadenin reddi sebeplerinden herhangi birinin bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme tarafından iade kararı verilmesi gerekmektedir.

 



[1] Z. Akıncı, C. D. Gökyayla, Milletlerarası Aile Hukuku, İstanbul 2010, s. 209

[2] Z. Akıncı, C. D. Gökyayla, Milletlerarası Aile Hukuku, İstanbul 2010, s. 227

[3] Yargıtay 2. HD, E. 2014/17373, K. 2014/22817, T. 17.11.2014

[4] Z. Akıncı, C. D. Gökyayla, Milletlerarası Aile Hukuku, İstanbul 2010, s. 227

[5] Ö.U Gençcan, Milletlerarası Aile ve Usul Hukuku, Ankara 2020, s. 1065

[6] Z. Akıncı, C. D. Gökyayla, Milletlerarası Aile Hukuku, İstanbul 2010, s. 294

Yayınlar