Akıncı Hukuk Bürosu, ulusal ve uluslararası hukuki işlem ve uyuşmazlıklarda hizmet sunmak amacıyla İstanbul’da faaliyet gösteren bir hukuk bürosudur.  İnşaat, enerji ve diğer milletlerarası ticareti ilgilendiren hukuki meseleler; şirket birleşme ve devralmaları, şirketler hukuku, bankacılık ve finans Akıncı Hukuk Bürosu’nun temel faaliyet alanlarındandır.

Yönetim Kurulunun Yetki Devri

02 Kasım, 2020

GİRİŞ

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 359 vd. maddelerinde düzenlenen yönetim kurulu; şirket iç işlerinde sevk ve idareyi, üçüncü kişilerle olan dış ilişkisinde ise temsili sağlayan yürütme organıdır. Yönetim kurulu şirketin doğrudan veya dolaylı olarak amacını gerçekleştirmeye yönelik tüm iş ve işlemlerini gerçekleştirmeye haiz olup, görev ve yetkileri TTK’nin 374. maddesinde genel olarak ifade edilmiş, 375. maddede ise devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkilerin bir kısmı sıralanmıştır[1]. Yönetim kurulu, (devredilemez nitelikteki yetkileri haricinde) yönetim ve temsil yetkisini; TTK’nin 367. ve 370/2 hükümleri uyarınca kısmen veya tamamen, bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine ve/veya üçüncü kişilere devredebilmektedir.

YÖNETİM YETKİSİNİN BÖLÜNMESİ VE DEVRİ

TTK’de yer alan yasal düzenlemeler; yürürlükten kaldırılan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan (“ETK”) farklı olarak, şirketin üst düzeyde yönetimi ile şirketin günlük işlerinin idaresini[2] devredilebilirlik açısından ayrı ayrı ele almış, işletme stratejisini oluşturan “üst yönetim ve bununla ilgili talimatların verilmesi”, yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkilerinden sayılmıştır. Üst düzey yönetimin haricindeki sevk ve idare yetkisinin tamamen devredilmesi ise günümüzde sıkça tercih edilmektedir. Yönetim yetkisi, murahhas üye (icracı) veya üyelere devredilebileceği gibi, yönetim kurulunda yer almayan üçüncü kişilerin de (müdürler, uzman yöneticiler) şirket yönetimiyle görevlendirilebilmesi mümkün olacaktır (TTK  367). Yönetim yetkisinin devri halinde şirketin üst düzey yönetimi, yetkinin devredildiği yöneticilere, şirketin hedeflerine ulaşması için gerekli talimatların verilmesi ve görevlendirilen yönetimin kontrolünün sağlanması ile gerçekleştirilecektir. Burada kastedilen devir, organsal işlevin yöneticilere aktarılmasıdır. Yönetim kurulu, devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkilerini haiz şekilde varlığını sürdürecektir. Yönetim ve temsil yetkisi kendilerine devredilen kişilerin ise TTK m. 553 uyarınca sorumlulukları doğabilecektir.

TEMSİL YETKİSİNİN DEVRİ

Yönetim kurulunun temsil yetkisi şirketin üçüncü kişilerle olan dış ilişkisine ilişkin olup, TTK’nin 39/1 hükmü uyarınca her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır. TTK’nin 371. maddesi uyarınca temsile yetkili olanlar, şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilme ve bunun için şirket unvanını kullanabilmeye yetkilidirler. İmza yetkililerinin belirlenmesi, TTK’nin 375/1-d uyarınca yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkilerindendir ve TTK’nin 373. maddesi yönetim kuruluna, temsile yetkili kişileri ve temsil şeklini tescil ve ilan ettirme yükümlülüğü getirmektedir.[3]

Temsil yetkisinin devri, yönetim kurulu üyelerine veya (müdür sıfatıyla) üçüncü kişilere mümkündür. Temsil yetkisinin bölünmesi ve sınırlandırılmasına ilişkin TTK’nin 370/2 hükmü, temsil yetkisinin devrinde, en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisine haiz olması şartını öngörerek yönetim kurulunun bu yetkisinin devrine daha az serbesti tanımıştır. Yönetim yetkisinin devrinden farklı olarak, temsil yetkisi bütün olarak yönetim kurulu üyesi olmayan üçüncü kişi müdürlere bırakılamayacaktır.

YETKİ DEVİR İŞLEMLERİ

TTK, uygulamada birlikte devredilmesinin aksine, yönetim ve temsil yetkisinin devrini birbirinden ayırmış ve bu yetkilerin devrinde farklı usuller öngörülmüştür. TTK’nin 367/1 hükmü uyarınca yönetim yetkisinin devrinin ilk koşulu, esas sözleşmede devre imkân tanıyan bir hükmün bulunmasıdır. Devre ilişkin alınan genel kurul kararı, görevlendirme için yeterli olmayacaktır. Esas sözleşmede böyle bir hükmün varlığı halinde, yönetim kurulu tarafından hazırlanacak bir iç yönerge ile yetkinin içeriği açıklanarak yönetim yetkisi devredilebilecektir. İç yönerge, yönetim kurulu ile yönetim arasındaki görev ilişkisini gösteren bir örgüt içi düzenlemesidir.[4]

Yönetim kurulunun temsil yetkisinin devrine ilişkin hüküm, TTK’nin 370. maddesidir. Yukarıda belirtildiği gibi, devrin üçüncü kişilere yapılması durumunda, en az bir üyenin temsil yetkisine haiz olmaya devam etmesi şarttır, bunun haricinde temsil yetkisinin devri için kanunda herhangi bir ön koşul bulunmamaktadır. Devir halinde, yönetim kurulu, temsile yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini gösteren kararın noterce onaylanmış suretini Ticaret Odası aracılığıyla tescil ve ilan ettirilmelidir. Öğretide yönetim yetkisinin devrine ilişkin şartların temsil yetkisinin devri için de aranacağını savunanlar bulunmaktadır[5]. Böylesi bir gereklilik halinde, tescil ve ilan ile aleniyeti sağlanan bir yetki devrinin, iç yönerge gibi tescil ve ilanı gerekmeyen bir metinle düzenlenmesi çelişki yaratacaktır. Ayrıca TTK 370/1 hükmü, temsil yetkisi konusunda esas sözleşmede farklı düzenlemelere imkan tanımaktadır. Bu sebeple, yönetim yetkisinin devri konusunda aranan şartların temsil yetkisinin devrinde de gözetileceğine dair TTK’den ileri gelen bir dayanak bulunmamaktadır.



[1] KIRCA, İsmail/ŞEHİRALİ ÇELİK, Feyzan Hayal/MANAVGAT, Çağlar, Anonim Şirketler Hukuku C. 1, Temel Kavram ve İlkeler, Kuruluş, Yönetim Kurulu, Ankara 2013, s. 539-540

[2] SOYKAN, İsmail Cem, Türk Ticaret Kanunu’nda ve Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda Anonim Şirketin Yönetimi ve Temsili, Legal Hukuk Dergisi, Y.8, S. 91, Temmuz 2010, s. 2377

[3] PULAŞLI, Hasan, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Güncellenmiş 2. Bası, Ankara 2013, s. 397

[4] YANLI, Veliye/OKUTAN NİLSSON, Gül, Anonim ve Limited Şirketlerde Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini, BATİDER, C. XXX, S. 4, 2014, s. 20-21.

[5]  PULAŞLI, Hasan, Şirketler Hukuku Şerhi, 2. Baskı, Ankara 2014, §30 N. 528

Yayınlar